Çeviri

Yeni Küresel Düzende Türkiye-ABD İlişkileri

Son iki hafta boyunca, bu sütunda çok önemli stratejik belgelere ve tehdit değerlendirme raporlarına dayanarak, ABD’nin değişen uluslararası sistemde güncel jeopolitik ve jeo-ekonomik faktörlere dayanan yeni bir dış politika benimsediğini yazdım.

Bu yeni ortamda, ABD kuruluşları bu yeni tehdit değerlendirmelerine göre önceliklerini ve politikalarını değiştirmek için adımlar atıyorlar. Ancak, bu yeni önceliklerin dünyadaki ittifakları nasıl etkileyeceği belli değil.

Yeni tehditlere karşı koymak, ABD dış politikasında bu yeni yönün önemli bir boyutudur ve bu belgelerde hem vurgulandı hem de ABD dış politikasının gözlemcileri arasında tartışıldı. Bununla birlikte, ittifak ilişkilerinin nasıl korunacağı, revize edileceği ve iyileştirileceği Washington’daki politika yapıcılardan aynı derecede ilgi görmedi. ABD’nin ikili ve çok taraflı güvenlik düzenlemeleri ve ittifaklarının geleceği hakkında, en azından ABD müttefiklerinin zihninde birçok bilinmeyenler var. Washington, dünyadaki mevcut ve yeni ortaya çıkan ittifaklar konusunda yeni bir politikaya sahip mi? ABD’nin farklı bölgelere ve meselelere odağını değiştirmesi koşuluyla, müttefiklerinin güvenliği konusundaki taahhüdünün derecesi ne olacak?

Geçtiğimiz hafta, Münih Güvenlik Konferansı’ndaki tutumlar ABD müttefikleri arasında artan bir endişe ve ABD’den gelen sorular ve endişelere cevap vermemeyi gösterdi. Bu noktada, durum basitçe tahmin edilemezliği getirdi ve soru işaretleri yarattı, ancak bu durum önümüzdeki birkaç yıl içinde devam ederse, ABD ile müttefikleri arasındaki ilişkilerde büyük bir tahriş edici olacak. Washington’un müttefiklerini alternatif aramaya başlayacak ve ABD’yi güvenilmez olmakla suçlayacak bir çevre yaratacak.

Bu bağlamda, müttefik ilişkilerin geleceği için ABD’nin Türkiye ile ilişkilerinin yörüngesi son derece önemlidir. Son birkaç yıldır çoğu ABD müttefiki Washington ile Ankara arasındaki ilişkileri çok yakından izliyor. Suriye iç savaşında, Ankara her zaman yerine getirilmeyen vaadlerden ötürü ABD politikasına karşı hoşnutsuzluğunu dile getirdiğinde, diğer müttefikler bu takası Washington ile kendi etkileşimlerinde potansiyel bir gelecek durumu olarak kaydettiler.

ABD, bir gruba destek vermeye başladığında müttefiklerinden biri, bu gruba silah vererek ve teçhiz ederek bir terör örgütü olarak görüyor, dünyadaki diğer ABD müttefikleri de bu düşünülemez olayı izledi. Benzer şekilde, Washington Türkiye’de sürmekte olan bir dava nedeniyle müttefiklerine karşı yaptırımlar uyguladığında ve kamu ortamlarında daha fazla şey yapmakla tehdit ettiğinde müttefikleri ABD’nin on yıllardır süren bir ittifakı ve bir ülke ile stratejik ortaklığı ne kadar çabuk yıkmaya istekli olduğunu şokla izledi. . Böylece, ABD ile Türkiye arasındaki her bir kriz ABD’nin müttefikleri ile ilişkilerinin geleceği ile ilgili daha önemli tepkiler verdi. Türkiye ile ABD arasında olanlar ABD ile ABD arasında kalmadılar

Şimdi Türkiye-ABD ilişkileri için kritik bir bağlantı içindeyiz. Suriye’de güvenli bir bölge oluşturma konusunda tartışmalar yapıldı ve S-400 sistemine ilişkin potansiyel kriz ufukta gözüküyor. Her iki durumda da, ABD ile Türkiye arasındaki potansiyel işbirliği ve koordinasyon sadece iki ülke arasındaki ikili ilişkileri etkilemeyecek. Önceki krizlerde olduğu gibi, iki ülke arasında yaşananlar dünyadaki ABD ilişkilerinin geleceğini önemli ölçüde etkileyecektir. Bu krizler nedeniyle ilişkilerde ortaya çıkan herhangi bir yanlışlık, değişen uluslararası sistemde ittifak ilişkilerinin yörüngesi için ABD müttefikleri arasında daha fazla şüphecilik ve endişe yaratabilir.

Yeni Türkiye'de yayınlanan yazıların her türlü sorumluluğu yazara aittir. İlgili yazıların yayın ve her türlü telif hakkı Yeni Türkiye'ye aittir. Hiçbir yazı, yazılı izin alınmaksızın yayınlanamaz. Ancak yazının en fazla yüzde 25'lik kısımı, yazının bulunduğu sayfaya link verilerek kullanılabilir.