Çeviri

Uluslararası Politika Beyin Fırtınasına Muhtaç

Türkiye ile ABD arasındaki S-400 krizinin başlangıcında, pek çoğu iki ülke arasındaki ilişkilerin durumuna ve bu sorunun ikili ilişkilerin geleceği üzerindeki potansiyel etkisine odaklandı. Bununla birlikte, bu gerginliği, farklı nedenlerle de olsa, dünyadaki diğer ülkeler tarafından yakından takip ediyor.

ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırım tehditleri, dünyanın farklı yerlerinde ABD müttefikleri tarafından yakından izleniyor. ABD’nin yıllarca süren bir müttefikle olan ilişkilerini riske sokması ve iki müttefik arasında karşılıklı güvenin hükümetin farklı kurumlarından sürekli ifade edilmesiyle zarar görmesi ABD müttefiklerini ilişkilerinin geleceği konusunda endişelendiriyor ABD ile

Hızla değişen uluslararası bir sistemde bir ittifak kurma ve sürdürmenin zorluğunu ve bu dönüşümün sisteme getirdiği belirsizliği ve öngörülemezliği göz önüne alarak, ABD-Türkiye ilişkilerinin durumu devletten geleceğe birçok yeni soru getirmiştir. ABD ile devlet ilişkileri

Bu sorularla ilgilenmeye başlayan bölgelerden biri Avrupa. Soğuk Savaş yıllarında, Atlantik ötesi ilişkiler ve ABD ile diğer NATO üyeleri arasında kurulan ittifak uluslararası düzenin en önemli noktalarından biriydi.

Ancak, son birkaç on yıldır, bu Atlantik ötesi ittifak için artan zorluklar var. Türk-Amerikan ilişkilerinde son yıllarda yaşanan gelişmeler ve ABD dış politikacılarının tutumu zorluklar listesinde yerini aldı.

Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika Enstitüsü (INCIPE) ve Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Direktörü’nün düzenlediği bir yuvarlak masa toplantısında, Türkiye’nin konuşma programlarının bir parçası olarak, Türk ve İspanyol uzmanlar bu belirsizliğin ortaya çıkması ve bunlarla başa çıkma yollarını tartıştılar.

Tıpkı Türk halkının ABD dış politikasına olan tutumu gibi, İspanyol halkı arasında ABD dış politikası yönündeki şüphesi de artıyor. Bir kamuoyu araştırması, İspanya halkının giderek daha fazla ABD’nin İspanya’nın ulusal güvenlik kaygılarına daha az duyarlı hale geldiğini düşündüğünü gösterdi.

Bu ankete göre, “uluslararası politika kararları alırken” sorusunun cevabında, ABD’nin ülkenizin çıkarlarını ne ölçüde dikkate aldığını düşünüyorsunuz?“İspanya’dan yanıt verenlerin yüzde 90’ı ya“ çok fazla ”ya da“ hiç değil ”şeklinde cevap verdi.

Türkiye’deki dış politika konusundaki son anketlerle ve Türk halkının ABD dış politikası konusunda nasıl şüpheci olduklarını karşılaştırdığımızda, İspanya halkıyla paralel bir eğilim sergiliyor.

Perşembe günkü panelde, bilim adamları ve politika seçkinlerinin bazı kritik konulardaki görüşleri arasında benzer bir paralellik olduğu ortaya kondu. ABD dış politikasına dair kafa karışıklığı her yerde görünüyor ve bu seçkinlerin ABD’ye yaklaşımlarında sürekli bir hal alıyor gibi görünüyor

Benzer şekilde, iki ülkenin alimleri arasında, Atlantik ötesi ittifakın geleceği hakkında Türkiye ile AB arasında daha yoğun bir diyalog yapılması yönünde bir çağrı var. Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen ve Türkiye ile Medeniyetler İttifakı Girişimi’ne eşlik eden bir ülke olarak İspanya, Atlantik’in her iki tarafındaki güçlü bağların gerekliliği konusundaki vurgusunu paylaşıyor. Panelde yer alan bilim adamları ve dış politika seçkinleri, bu hedefi gerçekleştirmek için harekete geçmenin öneminin altını çizdi.

ABD liderliğinin eksikliğini ve bunun Atlantik ötesi ittifakın geleceği üzerindeki potansiyel etkilerini vurgularken, hem Türk hem de İspanyol uzmanlar, Avrupa Birliği ve Türkiye’nin güçlenecek bir mekanizma çerçevesini çizme zamanının gelebileceğinin altını çizdiler. İttifak ve onunla birlikte ilerleyin.

Terörizm, Ukrayna krizi, Doğu Akdeniz’deki Suriye iç savaşı ve gerginliği, bölgenin ve Türkiye’nin AB’nin ortak çabaları, Atlantik ötesi ittifakın yönlendirilmesine yardımcı olmak için daha belirgin bir rol oynayabilir. Bu kriz baskın döneminde gezinmek için.

Bu sadece Atlantik ötesi ittifak için değil, aynı zamanda Avrupa entegrasyon projesinin geleceği için de kritik öneme sahip. Bu çaba bölgede yeni bir düzenin bel kemiği haline gelebilir.

Bu tartışmanın bir diğer önemli sonucu da, bu görüşmeyi uzmanlar arasında sürdürmenin gerekliliği olmuştur. Bu açık ve açık konuşmalar uzmanlar tarafından uluslararası bir beyin fırtınası çabası teşkil etmekte ve her iki taraftaki bakış açılarının benzerliğini göstermektedir.

Ayrıca anlaşmazlıkların çözümüne katkıda bulunabilecek ve ülkeler arasındaki farklılıkları ortadan kaldıracak yenilikçi fikirler bulma yolunu da açıyorlar. Bu toplantılardaki konuların ve ilgi alanlarının çeşitliliği de gelecekte bu tür toplantıların sayısını arttırma çabası gerektiğini göstermektedir.

Yeni Türkiye'de yayınlanan yazıların her türlü sorumluluğu yazara aittir. İlgili yazıların yayın ve her türlü telif hakkı Yeni Türkiye'ye aittir. Hiçbir yazı, yazılı izin alınmaksızın yayınlanamaz. Ancak yazının en fazla yüzde 25'lik kısımı, yazının bulunduğu sayfaya link verilerek kullanılabilir.