Çeviri

Türkiye-ABD Gerilimi Nasıl Aşılır?

Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Washington ziyareti, heyetler arası görüşmeler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başkan Donald Trump ve Başkan Yardımcısı Mike Pence arasındaki telefon görüşmeleri de dahil olmak üzere, Washington ile Ankara arasındaki son birkaç hafta içinde gerçekleşen diplomatik trafiğin ardından iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğine dair çeşitli söylentiler yayıldı.

2018’de yaşanan krizlerin ardından, kamuoyu, 2019’da ABD_Türkiye arasında daha iyi bir dönem görmeyi ümit ediyordu. Ancak, yılın ilk iki ayı iki ülke arasında hala bazı potansiyel anlaşmazlıklar olduğunu gösteriyor.

Suriye’deki güvenli bölgeye ilişkin tartışma, iki tarafın Suriye’nin kuzeyindeki böyle bir bölgenin doğasını müzakere etmesi nedeniyle kritik bir noktaya ulaşıyor. ABD’nin Halkları Koruma Birimlerini (YPG) korumak için bu bölgeyi kullanma girişimi, ilişkilerde ciddi bir krize neden olabilir.

Türk tarafı, ABD’nin YPG ile ilişkilerinin geleceğinin nasıl olacağına dair netlik beklemektedir. Benzer şekilde, S-400 tartışması, ikili ilişkileri açısından da krizin çözülmesi zor bir zorluk olarak öne çıkan bir tıkanıklığı oluşturuyor. Son birkaç hafta içinde bununla ilgili potansiyel bir tırmanış hakkında bile söylentiler vardı.

Aynı zamanda Halkbank davasında, ilişkilerde bir başka bomba olabilecek bir gelişme göremedik.

Türkiye ayrıca, Gülen Terör Grubu (FETÖ) lideri Fetullah Gülen’in iadesi veya sınır dışı edilmesi durumunda ilerleme eksikliğini içeren şikayetlere de sahiptir.

Bu nedenle, bu sorunları çözmek için yorulmadan çalışanlar, durumun aciliyetini hafifletmeye yardımcı olacak diğer adımları da göz önünde bulundurmalıdır.

Birincisi, Suriye ve S-400 sorunlarından kaynaklanan potansiyel serpinti için hazırlıklı olmak her zaman akıllıca olacaktır. İki ülke arasındaki gerilimlerin anlaşmazlıklar nedeniyle artması, ilişkileri kolayca çözülmesi zor bir krizin kenarına getirebilir.

Bu tür meselelerin ikili ilişkiler üzerindeki potansiyel etkisini önceden anlamak, müzakerelere dahil olanları, onları içerme şekillerinde daha yenilikçi olmaya zorlayabilir.

Bu arada, son dört yıldır bir terör grubu ile olan ortaklığından dolayı güvenlik konusundaki 70 yıllık bir müttefiki göz ardı etmek mantıklı bir karar değil. ABD tarafındaki empati durumu anlamanın anahtarıdır.

Benzer şekilde, S-400 füze sistemlerine bağlı gerilimlerdeki herhangi bir artış, iki ülke arasındaki savunma sanayi işbirliğine ciddi zarar verecektir. ABD, Yaptırım Yasasıyla (CAATSA) Karşı Dayanıklı Amerika’nın Düşmanlarını uygulamaya çalışırsa, serpinti düzeltmek zor olacaktır. Halk tepki gösterecek, hükümet misilleme yapacak ve Ankara diğer satıcıları arayacak. Dolayısıyla, potansiyel bir tırmanma ikili ilişkiler için istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Bu potansiyel tırmanma önceden önlenmelidir. Bu, teknik olarak bir çözüm bulmak ve her iki tarafın da endişelerini gidermek için komiteler oluşturmaktan oluşabilir.

İkincisi, iki ülke arasındaki işbirliği alanlarının varsayıldığından daha çok boyutlu olan ikili ilişkilerin niteliğini belirtmek için güçlendirilmelidir. İlişkilerde sadece farklılıklar yoktur. Bazı alanlarda, stratejik yaklaşımlara ve ilgi alanlarına yakınsama hala mevcuttur. Afganistan’da Türkiye ile ABD arasındaki işbirliği bu alanlardan biri. 11 Eylül’ün hemen ardından Türkiye Afganistan’da ABD ile çok yakın davrandı. Ülkede yaşanan ihtilaflarla ilgili son müzakere turu da İstanbul’da gerçekleşti.

Teröre karşı işbirliği ikinci potansiyel alandır. Elbette, PKK üyeleriyle ilgili olarak, ABD’nin YPG’yle ilgili politikasında önemli bir değişiklik olmadan güçlendirmek zor olacaktır.

ABD yönetimi, ABD’nin bazı PKK üyelerini tutuklamalarına para ödülleri vermiş olsa bile, Türk halkının ve hükümetinin ABD’nin YPG’ye olan desteğine olan olumsuz tutumlarını değiştirmelerini beklememelidir.

PKK bağlamında teröre karşı işbirliği yapmak, ABD’nin YPG ile bağlarını koparması ve son dört yıldır bu kuruma verilen silahların iadesini kesmeden en azından Türk halkı için ikna edici olmayacaktır.

Bununla birlikte, diğer terörle mücadele işbirliklerinde, Daesh’in intihar saldırıları ve bombalama da dahil olmak üzere varsayılan ayarlarına dönmesinden sonra işbirliği ve koordinasyon için daha fazla alan olacak.

Aslında, her iki ülkenin de müzakerelerle bu tür krizleri önlemenin ve ortaya çıktıktan sonra krizleri içermenin yolları vardır.

ABD’nin vaatlerine ve bu alandaki taahhütlerine güven eksikliği göz önüne alındığında, ABD politikalarına güven oluşturmak için adımlar atmayı düşünebilir. Türkiye ile işbirliği yapmadan veya S-400 krizini tırmandırmadan güvenli bir bölge kurmaya çalışmak, güven sorununu çözmenin bir yolu değil.

Yeni Türkiye'de yayınlanan yazıların her türlü sorumluluğu yazara aittir. İlgili yazıların yayın ve her türlü telif hakkı Yeni Türkiye'ye aittir. Hiçbir yazı, yazılı izin alınmaksızın yayınlanamaz. Ancak yazının en fazla yüzde 25'lik kısımı, yazının bulunduğu sayfaya link verilerek kullanılabilir.