Görüş

BMGK Kararı Doğu Guta Felaketini Bitirmeyecek

24 Şubat’ta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) oybirliği ile kabul edilen 2401 sayılı kararı ile, Suriye İç Savaşı’ndaki bütün taraflara 30 günlük ateşkes çağrısı yaptı. Kuveyt ve İsveç tarafından desteklenen kararın birincil hedefi, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve kritik durumdaki hasta ve yaralıların tahliyesini sağlamak.

Karara göre ateşkes ilan edildikten sonra çatışan bütün taraflar, BM ve ortaklarının talep edilen bütün bölgelere yardım götürmesine izin verecek. BM yetkilileri, ulaşılması zor ve kuşatılmış bölgelerde yaşayan yaklaşık üç milyon insanın bulunduğunu açıkladı. Ayrıca BMGK, gıda ve ilaç teminin sağlanması amacıyla, sivil nüfusun bulunduğu alanlardan kuşatmaların kaldırılmasını da talep etti. Bununla birlikte BMGK tarafından ilan edilen ateşkes; Deaş, El-Kaide, Nusra Cephesi ve BMGK tarafından terörist olarak tanımlanan yapılarla ilişkili kişi ve gruplara karşı yapılan askeri operasyonları kapsamıyor.

BMGK ilgili tüm devletlerin ateşkesi gözlemlemelerini ve ateşkesin uygulanmasını sağlamak için nüfuzlarını kullanmalarını istedi. Ayrıca Esed rejimini uluslararası hukuktan kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmesi ve hastane, okul gibi sivil tesislere saldırmaktan kaçınması noktasında uyardı.

Ateşkes kararı ilk bakışta, ilgili ülkelerin Suriye İç Savaşı hakkında nadiren fikir birliğine ulaşması dolayısıyla bir başarı ve Suriye İç Savaşı’nın kritik bir dönüm noktası olarak görülebilir. Fakat gerçekte Doğu Guta’daki sivillerin içler acısı durumunu değiştirmeyecek. Bu yüzden bu ateşkes kararı, BMGK’daki Rusya’nın -ve bazen Çin’in- muhalefeti ile rejimin ve İran yanlısı milislerin kontrolsüz saldırıları yüzünden akim kalan önceki girişimlere benzer şekilde, geçersiz bir metin olarak kalacak.

İlk olarak, görüldüğü gibi karar bölgedeki şiddeti azaltmadı. Rejim yanlıları, Rusya ve İran sivillere saldırmaya devam ediyor. Bu koalisyonun yetkilileri birçok sivili terörist veya terörist organizasyonlarla bağlantılı olarak gördükleri için hedef alıyorlar. Rus yetkililer koşulsuz bir ateşkes çağrısında bulunan ilk öneriyi veto edeceklerini bildirdiler. Rus temsilciler BMGK’yı, kolaylıkla istismar edilebilecek bir istisna oluşturmaya zorladılar. Bu istisna terörist gruplar ve ortaklarının kapsam dışında tutulmasıydı. Uluslararası gözlemciler Esed Rejimi, İran ve Rusya için bütün muhalif grupların terörist olduğunu iyi biliyorlar.

İkincisi, ABD ve diğer Batılı ülkelerin önceliği, Suriye’deki temel insan hakları ihlalleri değil. Yaşanan gelişmeler bize, ABD’li yetkililerin kimyasal silah kullanımını kırmızı çizgi ilan etmelerine rağmen Esed Rejimi’nin Doğu Guta’daki kimyasal silah kullanımı karşısında sessiz kaldıklarını gösterdi. Batı’nın ilk ve öncelikli hedefi Deaş’la mücadele. Suriye İç Savaşı’nın başlangıcından bu yana küresel güçler, sivillerin çektikleri acılara ve öldürülmelerine kayıtsız kaldılar.

Üçüncüsü, BMGK beş daimi üyenin veto yetkisi dolayısıyla sivil kayıpları önlemek için gerekli tedbirleri alamaz. ABD ve Rusya’nın, Suriye’deki çıkarları ve önceliklerinin birçok konuda örtüşmediği, bunun sonucu olarak sahada farklı aktörleri destekledikleri açık. Bu iki güç, dengeyi kendi lehine çevirmek istiyor. Bu amaca ulaşıncaya kadar, düşmanlığa devam etmek ve sivilleri hedef almakta tereddüt etmeyecekler.

Ne yazık ki bu ateşkes kararı, Suriye’de barış ve istikrarı getirmekten uzak. Çünkü BMGK’nın sorunu çözmek için gerekli önlemleri almasını beklemek gerçekçi değil. Küresel güçler stratejik hedeflerine ulaşmak için güç siyasetine devem edecekler.

Bu yazı ilk olarak Daily Sabah‘ta yayınlanmıştır.

Yeni Türkiye'de yayınlanan yazıların her türlü sorumluluğu yazara aittir. İlgili yazıların yayın ve her türlü telif hakkı Yeni Türkiye'ye aittir. Hiçbir yazı, yazılı izin alınmaksızın yayınlanamaz. Ancak yazının en fazla yüzde 25'lik kısımı, yazının bulunduğu sayfaya link verilerek kullanılabilir.

Yazar Hakkında

Muhittin Ataman

SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü