Çeviri

ABD Suriye’den Çekilecek mi Çekilmeyecek mi?

ABD’nin desteklediği YPG liderliğindeki SDG’nin ilerleyişi, Başkan Trump’ın Daeş’in elindeki son bölgenin alınmasının bir haftalık mesele olduğunu açıklamasına rağmen yavaşlamış gibi görünüyor. SDG’nin ABD’nin bölgeden ayrılmasına karşı olduğu ve geçmişte Rakka operasyonunda olduğu gibi operasyonları yavaşlattığı bir sır değil. Hesaplarına göre, Daeş’e karşı yapılan operasyonlar ne kadar uzun sürerse, ABD’nin sahadaki varlığını sürdürme olasılığı o kadar yüksek. Bu arada ABD yönetimi, kalıcı bir ABD kuvvetini (400 asker) bölgede bırakmaya ikna edildi. Bu durum elbette ki SDG’yi ani ve tam bir çekilmeden daha çok mutlu edecek bir gelişme. Türk kamuoyunun ABD stratejisi konusunda bir kez daha huzursuz olacağı yer de tam olarak burası. Kalıcı bir güç bırakmak, ABD’nin, Daeş’in dönüşünü engellemek yerine, SDG güçlerini korumakla daha fazla meşgul olduğunu düşündürecektir.

Suriye’de kabaca 400 ABD askeri bırakılarak geri çekilme kararının kısmen geri alınması Türkiye’yi şaşırtmayacak. Tamamen geri çekilmenin tavsiye edilebilirliği konusunda çok fazla tartışma oldu ve ABD’nin “Kürtleri terk etmesinin” kaderiyle ilgili olacağı iddiası etkili gibi görünüyor. Türkiye, ABD’nin Batı medyasında tartışıldığı gibi Kürt’lere saldırmasını ve “katletmesini” beklediği fikrine şiddetle karşı çıktı. Suriye’nin kuzeyindeki güvenli bir bölge oluşturma şeklinde Türk ulusal güvenlik endişelerini tatmin edecek bir politika için ABD’yi güçlü bir şekilde lobide tutuyor. Türkiye ayrıca, Manbij anlaşmasının ABD ile birlikte çalışacak bir model olabileceğini, ancak bu konuda ilerleme kaydedilmesiyle sınırlı olduğunu savundu. Mevcut durumda, ABD’nin bölgedeki kalıntı kuvveti, Türkiye’yle koordinasyon içinde yapılması durumunda mutlaka bir sorun olmayabilir. Başka bir deyişle, ilerleyen sağlıklı bir Türk-Amerikan ilişkisi uğruna, ABD’nin bölgedeki varlığı artık Amerikan’ın YPG’nin korunmasını sağlaması olarak görünemez.

Başkan Trump’ın Türkiye’nin endişelerini ciddiye alma isteği bir artı, ama şeytan ayrıntılarıyla özellikle Suriye sahnesinde. ABD-Türkiye ilişkilerinin Suriye stratejisindeki farklılığın birkaç yıl boyunca konuşmaya hâkim olması, dezavantajı oldu. Bölgesel meselelerin yanı sıra ikili de dahil olmak üzere daha geniş bir sohbet gelişmesine dair işaretler var. Bununla birlikte, ABD’nin YPG’ye verdiği destek, diğer her olumlu gelişme için bir faktör olmaya devam edecektir. Türk kamuoyuna göre ABD menşeli karar bu desteğin sona ermesi ile yakından ilişkiliydi. Askeri liderlerin kararı aceleci olarak gördükleri açıktı ve “Kürtleri korumak” için halkla ilişkiler kampanyası bu görüşle yakından ilişkiliydi. Yönetim, politik baskıyı Kongre’den çıkarmak için artık bir güç bırakmayı kabul ettiği için, misyonun net ve dikkatli bir şekilde tanımlanması gerekecektir. “Barışı koruma”, özellikle de Türkiye ile sahada çalışmak için net bir strateji oluşturulmamışsa, ikna edici olmayacaktır.

ABD’nin Türkiye’yle Suriye’de çalışmasının önemi göz ardı edilmemelidir. Bu arada, Türkiye’nin güvenliğine yönelik net bir taahhüt olacak ve bu arada NATO ittifakını güçlendirecek ikili gerilimleri azaltacak. Belki daha da önemlisi, Suriye’de iç savaşın nihai siyasi çözümünü mümkün kılan Suriye’deki istikrarsızlığı önlemede bir çapa görevi görecektir. İki müttefik arasındaki bu tür bir eşgüdüm ve işbirliği, yalnızca Türk ulusal güvencesinin çıkarına değil, bölgesel istikrar uğruna olacaktır. Bu, hemen hemen her aktörün çapraz amaçlarla çalıştığını düşündüğü bir ortamda arzulu düşünme gibi gelebilir. Yine de, tartışmasız gerçek istikrar ve barış için tek yol bu.

Yeni Türkiye'de yayınlanan yazıların her türlü sorumluluğu yazara aittir. İlgili yazıların yayın ve her türlü telif hakkı Yeni Türkiye'ye aittir. Hiçbir yazı, yazılı izin alınmaksızın yayınlanamaz. Ancak yazının en fazla yüzde 25'lik kısımı, yazının bulunduğu sayfaya link verilerek kullanılabilir.

Yazar Hakkında

Kadir Üstün

Lisans öğrenimini İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü,yüksek lisansını ise Bilkent Üniversitesi Tarih Bölümü’nde tamamlayan Kadir Üstün, Columbia Üniversitesi Ortadoğu, Güney Asya ve Afrika Çalışmaları (MESAAS) Bölümü’nde doktora eğitimini tamamlamıştır Dr. Üstün, Columbia ve George Mason Üniversitelerinde Ortadoğu Tarihi, İslam Tarihi, Batı Medeniyeti Tarihi ve Küreselleşme konularında dersler vermiştir. Çeşitli SETA yayınlarına katkıda bulunan Üstün'ün çalışmaları Insight Turkey, Al Jazeera English, Daily Sabah, Hurriyet Daily News ve Mediterranean Quarterly gibi yayın organlarında yer almıştır. Dr. Üstün History, Politics and Foreign Policy in Turkey, Change and Adaptation in Turkish Foreign Policy ve Politics and Foreign Policy in Turkey:Historical and Contemporary Perspectives adlı kitapların editörleri arasındadır. Halen Insight Turkey Dergisi’nin asistan editörlüğünü yapmakta olan Üstün, 2015 Mart ayından beri SETA Washington koordinatörlüğü görevini yürütmektedir.